|
|
WordReference tam bu tümceyi çeviremiyor ancak her bir kelimeye tıklayarak anlamını görebilirsiniz.
Aradığınız tam cümleyi bulamadık. "painting" için olan girdi aşağıda gösterilmektedir. Ayrıca bakınız: drip
| Temel Çeviriler | WordReference English-Turkish Dictionary © 2026: | painting n | (work of art, picture) | resim, tablo i. | | | The Louvre has thousands of paintings on its walls. | | | Louvre'un duvarlarında binlerce tablo sergilenmektedir. | | painting n | uncountable (art of making paintings) | resim (sanatı) i. | | | She enjoys sculpture and painting. | | | Heykel ve resim sanatlarından hoşlanıyor. | | painting n | uncountable (covering [sth] with paint) | boyama, boyanma i. | | | The painting of the dining room took five hours. | | | Yemek odasının boyanması beş saat sürdü. | | painting n | uncountable (job: decorating) | boyacılık, badanacılık i. | | | | ressamlık i. | | | He does painting and decorating for a living. | | | Hayatını boyacılık ve dekoratörlükle kazanıyor. | | | Hayatını ressamlık yaparak kazanıyor. |
| Temel Çeviriler | WordReference English-Turkish Dictionary © 2026: | paint [sth]⇒ vtr | (cover with paint) | boyamak geçişli f. | | | He painted the wall. | | | Duvarı boyadı. | | paint [sth] vtr | (create or draw with paint) | resim yapmak f. | | | She painted a picture, using oil paint. | | | Yağlı boya kullanarak bir resim yaptı. | | paint n | (coloured coating) | boya i. | | | We need to buy some tins of blue paint. | | | Birkaç kutu mavi boya almamız gerekiyor. |
| Ek Çeviriler | WordReference English-Turkish Dictionary © 2026: | Paint n | abbreviation (horse breed: Paint Horse) (at ırkı) | Alacalı At i. | | | The Paint is an American horse breed. | | paint n | (basketball: part of court) (basketbol) | üç saniye koridoru i. | | | The player remained in the paint for longer than three seconds, so the referee signaled a violation. | | paint⇒ vi | (make a painting) | resim yapmak f. | | | She loves to paint. | | paint vi | (colour [sth] with paint) | boya yapmak f. | | | | badana yapmak f. | | | Working on the house, he painted all day long. | | paint [sth]⇒ vtr | (colour with paint) | boyamak geçişli f. | | | He painted the room blue. | | paint [sth] vtr | (nails: apply varnish to) | tırmakları boyamak, oje sürmek f. | | | She spends hours painting her nails. | | paint [sth] vtr | figurative (describe with words) (mecazlı) | tasvir etmek geçişli f. | | | | betimlemek geçişli f. | | | The book painted the picture of the ideal family. |
|
|